İzmir’de, depremlerde yaşamını yitirenler anısına ‘Sessiz Çığlık’ anması

İZMİR – İzmir Yaşam Alanları (İYA), Maraş merkezli depremde yaşamını yitiren on binlerce kişi anısına “Sessiz Çığlık Anması” düzenledi. 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen İzmir Depremi sonrası Bayraklı’da yapılan Deprem Anıtı önünde bir araya gelen İzmirliler, anıtın önünde mumlar yaktı. İYA tarafından yapılan açıklamada, depremin 11 ilde, 13 milyon kişiyi doğrudan, ülkenin kalanını da dolaylı olarak etkilediği belirtildi.

‘KIZILAY VE AFAD’IN SERMAYE İÇİN ÖRGÜTLENEN TİCARİ YAPILAR OLDUĞUYLA YÜZLEŞTİK’

“Büyük yıkımları, kayıplarımızın acılarını, çaresizlik içinde haykırışları, hasar gören yolları, havaalanlarını, çöken altyapı hizmetleri ve iletişimsizliği yaşadık” denilen açıklamada, deprem sonrasında yaşanan sürece değinildi. Açıklamada, “İnsanlarımızı yitirdik. Onlarla birlikte kuşları, kedileri, köpekleri, ağaçları kaybettik. Nefes alan hemen her şey toprağa çekildi. Un ufak olan binalara günlerce, haftalarca ulaşılamadı, hala enkaz altında kalan canlarımız, nerede olduğu bilinmeyenlerimiz, kayıplarımız var. Yardımları geciktiren, hatta engelleyen iktidar, bir de OHAL ilan edip, devlet güçlerini korku salmak için kullandı. Sürekli artırılan doğrudan ya da dolaylı kesintiler ve 20 yıldır toplanan deprem vergileriyle; her türlü afete hazırlanmamızı sağladığı söylenen Kızılay gibi, AFAD gibi kurumların halk için değil, tarikat ve sermaye için örgütlenen ticari yapılar olduğu gerçeğiyle yüzleştik” denildi

‘TARAFIZ VE MUHATABIZ’

İzmir Yaşam Alanları’nın kentlerin yeniden inşa sürecinde taraf ve muhatap olduğu vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Kentleri ‘birikim’, ‘zenginleşme’ aracı olarak gören sermayeye karşı; ‘kent hakkı’, ‘elverişli konutlara erişim hakkı’, ‘barınma hakkı’, ‘kentin kullanım hakkı’, ‘müşterekler hakkı’, ‘sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı’, karar süreçlerine ‘katılım hakkı’, gibi mücadeleleri; ayrı, ayrı ama bir bütün olarak hem bilimsel hem de yaşamsal gereksinimleri içerecek şekilde vermemiz gerekiyor. Yaşam haklarımızı toplumcu, bilimsel, demokratik bir planlama; eşitlikçi ve kolektif bir kamu anlayışı ile elde edeceğiz. Denetim, planlama ve yönetim mekanizmalarında meslek odalarının, ilgili demokratik kitle örgütlerinin, yatayda örgütlenmiş halk meclislerinin olacağı; toplumun ortak yararını içerecek aklı ve bilimi öne koyan uygulamalarla kentin, konutun nasıl üretileceğini de belirleyecek bir mücadeleyi ve afet planlamasını yapmamız gerekiyor. Biz İzmir Yaşam Alanları özneleri olarak bu mücadelelerde tarafız, muhatabız diyoruz.” (DUVAR)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir